BESMELENİN MANASI VE FAZİLETİ

ikra

Well-known member
Yönetici
Katılım
12 Eyl 2019
Mesajlar
88


BESMELENİN MANASI VE FAZİLETİ

Besmele-i şerife, (BİSMİLLAHİRRAHMANANİRRAHİM) Cenab-ı Hakkın levhi mahfuza yazdığı ilk kelimedir ve esrarı, fazileti anlaşılamayacak kadar büyüktür. Peygamber efendimiz Miraç gecesinde cenneti gezerken cennete akmakta olan 4 büyük ırmağın kaynağını merak ettiğinde Cenab-ı hak göstermiştir. Cennetteki 4 büyük ırmağın kaynağı cennette yazılı olan besmelenin (arapça olarak ) “b” harfinin altında bulunan noktadan çıktığını görmüştür. Sadece bunu düşündüğümüzde bile besmelenin azameti ve Cenab-ı Hakkın besmeleye yüklediği esrarı anlamak mümkün değildir. Ancak anlayamasak ta besmelenin büyüklüğünü bilip onu dilimize alıştırmak ve gerektiği kadar besmeleyi kullanmak birçok işimizin çok iyi neticelenmesine neden olacaktır. Çünkü Peygamber efendimiz hadis-i şeriflerinde “besmele ile başlanmayan her işin hayrı kesiktir” başka bir rivayette ise “besmele ile başlanmayan her işin bereketi yoktur” hadis-i şerifin sonu arapça olarak “ebter” olarak geçmektedir. Bu kelimenin Türkçesi kesik demektir ve bunu muhaddisler bereketin kesik olması, işin sonunun hayırlı olmaması, işin sonunun iyi bir şekilde getirilememesi gibi anlamlarda kullanmışlardır. Bu nedenledir ki, dinimizde besmeleye büyük nem verilmiş ve her işe besmele ile başlanması, her hacetin besmele ile giderilmesi üzerinde şiddetle durulmuştur. Besmelesiz hiçbir iş olmaz, besmelesiz hiçbir ibadete başlanmaz. İbadetlerin bile anahtarı besmele olunca diğer tüm işlerde de besmeleye dikkat edildiğinde hem ibadet olmakta hem de bereketli olmaktadır. Besmelenin faydaları, besmele ile münacat usullerinden önce besmelenin anlamı üzerinde kısaca durmakta fayda vardır.

BİSMİLLAHİRRAHMANANİRRAHİM olan besmelenin anlamı lügat olarak “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla….” demektir. Burada cümleye ilk bakışta yarım kalmaktadır. Yani Allah’ın adıyla… şeklinde boşluğun oluşması gizli fiile delalet etmektedir. Yani örneğin Kuran okunacaksa besmelenin bu durumda tam anlamı “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla okurum” demek olur. Yani boşluk olan yere Arapça olarak düşünüldüğünde besmelenin sonuna yapılacak olan iş ne ise o iş gelmektedir. Yazı yazılacaksa başında besmele getirildiğinde “… adıyla yazarım” veya “… adıyla yazmaya başlarım” gibi yapılan iş her ne olursa olsun o işe Allah’ın Rahman ve Rahim olan sıfatları ile başlarım anlamına gelmektedir. Yani İslam dininde bir kişinin, bir çocuğun ilk öğrendiği huşu besmele olduğuna göre her şeye besmele ile başlanmasının, bu sıfatlarla başlanmış olmasının birçok hikmeti olmaktadır. En doğrusunu elbette Allah ve Rasülü bilir ancak bildirildiği kadarıyla bu sıfatların üzerinde kısa malumat vermek ve bu isimler hakkında inceliklere vakıf olmak çok şey kazandıracaktır.

Rahman ve Rahim sıfatları Cenab-ı Hakkın iki ismidir. Bu isimlerden ilki yani “Rahman” ismi Arapça olarak 5 harften, “Rahim” ismi ise Arapça olarak 4 harften meydana gelmektedir. İlk olarak bakıldığından aynı kökten ve sanki aynı anlamlarda imiş gibi görünse de anlam bakımından gerçekte büyük fark vardır. Çünkü Rahman demek; dünyada Mü’min mü’minat, kafir, kafirat, bütün mahlukata in’am ve ihsanda bulunan Allah demektir. Rahim ise; ahirette yalnız mü’min ve mü’minata in’am ve ihsanda bulunan Allah demektir. Burada görülmektedir ki, Cenab-ı hak dünyada Rahman isminin tecellisi ile yarattığı tüm mahlukata rızkını vermekte ve hiçbirini günahlarında veya küfürlerinden dolayı rızıksız bırakmamaktadır. Bu nedenle de Raham kelimesi Rahim kelimesi ile aynı kökten gelmesine rağmen bir harf fazla olduğundan dünyadaki in’amının tüm mahlukata şamil olduğunu ifade etmek içindir. Eğer Allah’ın Rahman sıfatı olmasaydı Cenab-ı Hak dünyada hiçbir kafire bir damla su bile nasip etmezdir. Ancak bu isminin tecellisi ile dünyada yaratılmış olan her canlı dünyanın rızıklarından fazlasıyla hissedar olmakta hatta çoğu zaman dünya için daha fazla çalışan kafir mü’münden daha geniş rızık ve bolluk içinde olmaktadır. Ancak bu durum mü’mini yanıltmamalı ve imanına asla zarar vermemelidir. Çünkü Allah Rahman olduğu kadar Rahim’dir de. Yani ahirette hiçbir şekilde kafire, kendisine ve rasulüne iman etmemiş olanlara ahiretin nimetlerinden asla ve asla vermeyecektir. Bu nedenle mü’mün; dünya nimetlerinin Hazreti Allah’ın yanında sivri sineğin kanadı kadar kıymetini olmadığını ve bu nedenle de ondan kafire bolca verdiğini bilecek, asıl Allah’ın değer verdiği nimetlerinin Ahirette mü’minleri beklediğini ve ahirette bu nimetlerden sadece ve sadece iman sahiplerinin nasipleneceğini bilmesi gerekmektedir. Nitekim peygamber efendimiz farklı hadis-i şeriflerde şöyle buyurmaktadır; bir gün peygamberimiz Ashabı ile giderken ölmüş (leş) bir deve gördüler. Gördükleri deve kokmuş ve üzerine sinekler gelmişti, peygamber efendimiz bu deveyi ashabına göstererek “Vallahi dünyanın Allah indinde şu ölmüş (leş) deve kadar kıymeti olsaydı ondan kafire bir damla su vermezdi.”

Böyle bir mana ifade eden besmele-i şerife ile bir işe başlayan kul "Ben bu işi kendim için değil, Allah nâmına, onun emriyle ve ancak onun için yapıyorum." demiş olur. Peygamber efendimiz besmele-i şerifeyi her hayırlı iş için anahtar olarak ümmetine hediye etmiş ve "Cebrâil (as.) bana vahiy getirdiğinde ilk indirdiği şey 'Bismillâhirrahmânirrahîm'dir." Diyerek besmelenin İslam’daki yerini ifade etmiştir. Hadis-i şerifte; "Bir vartaya (içinden çıkılması zor bir vaziyete) düştüğünde 'Bismillâhirrahmânirrahîm, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil- aliyyil-azîm' de. Çünkü Allâhü Teâlâ, bundan dolayı o kimseyi -dilerse-her türlü belâdan korur." Bu nedenledir ki, besmele her işimizde öncelikli düsturumuz olmalıdır. Konu ile alakalı onlarca menkıbe, hadise ve yaşanmış olaylar vardır. Bunlardan birisi ve çok meşhur olanı, ibretlik olarak şu şekildedir. Gay-i müslim birisi ile evli olan bir hanım her işinde mutlaka besmele çekmektedir. Hanımının bu haline kızmakta olan adam ona bir gün bu itikadının yanlışlığını göstermek ve onu dininde mahcup etmek için keseler içinde para ve altın verir. Kendisinden bunları geri isteyeceğini söyler. Bu hanım besmeleye o kadar düşkündür ki, besmele ile onları alır, besmele ile odasının kapısını açar, besmele ile sandığını açar ve besmele ile sandığın içine paraları koyar. Kadını takip etmekte olan adam ise bir zaman sonra kadının sakladığı yerden keseleri alır ve kuyuya atar. Kuyunun içinde ise su vardır. Ardından hanımından paraları ister. Hanımı besmele ile sandığı açar ve para keselerini sular aktığı halde sandıktan çıkarır. Kadın hayret içinde kalır ancak kocası durumu anlar ve bunu gördükten sonra iman eder. Bu ve benzeri hadiseler çoktur. Eğer biz de besmeleye böylesine sarılır ve değer verirsek besmelenin kerametini biz de görürüz.

Besmelenin fazileti ile alakalı olarak ne yazılsa, ne söylense azdır. Besmele ile alakalı olarak yapılabilecek onlarca münacat, iltica ve hacet usulleri vardır. Bu usullerden herhangi birisi ile ancak öncelikle tam bir taharet, tam bir abdest ve tam bir itikatla şartlarına uygun bir şekilde yapıldığında netice de alınmaktadır. Bunlardan sadece birisi şu şekildedir. Besmele-i şerife 12000 defa okunur ancak her 1000’den sonra 2 rekat namaz kılınır ve namazdan sonra hacet ne ise dua edilir. Bu usul gusül abdesti ile gece teheccüd vaktinde yapılırsa daha hızlı netice verir.
 
Üst