Ebu Bekir’in Dostluğu

ikra

Yönetici
Katılım
12 Eyl 2019
Mesajlar
565
Tepkime puanı
473
Ebu Bekir’in Dostluğu

Ebu Bekir’in Dostluğu


Dostluğun adıdır Ebu Bekir. Kimse sana inanmazken inanan, güvenmezken güvenen, sadece hislerine itimat ederek yanında durandır. Bazen etrafındaki insanlara tanım yapamazsın. Dost mudur, arkadaş mı, can mı yoksa tanıdık mı? Bunu bilemezsin. Kendini yalnızlığına bıraktığında sıfatlandırmaya çalışırsın ama kararsız kalırsın. Mutlu anları paylaşmak isteği hüzünlü anları paylaşma isteğinden daha baskındır. O mutlu anını söylemek için kimi ararsın mesela?



Günümüzde mutlulukları bile paylaşmaktan imtina eder olduk. İyiliğimizi isterler dost dediklerimiz gerçekten buna cevap veremez olduk. Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.v.) peygamber olduğunu öğrendiğinde bunu Ebu Bekir ile paylaştı. Dalga geçer miydi? İnanır mıydı? Herkesler yüz çevirirken Ebu Bekir de “Neler söylüyorsun Ya Muhammed?” der miydi?



Hayır demedi. Çocukluk arkadaşına, en yakın dostuna, bir gün olsun yalanını kötülüğünü görmediği bu arkadaşına bir an olsun tereddütle bakmadı bile. “O hep doğruyu söyler, bu bir yanılgı ya da iddia olamaz, mutlaka bildiği vardır” dedi. Ne irkildi, ne şüphe etti, ne duraksadı, ne bakakaldı, ne geride durdu, ne sorguladı ne de yargıladı. Gözlerini hayranlıkla dostuna yönelterek: “Anam, babam, eşim, dostum sana feda olsun Ya Muhammed!” dedi. Öylesine mutlu olmuştu ki dostunun adına. Aslında bu haber onu kendi adına da çok mutlu etmişti. Bir Peygamber onun dostuydu. Hem de bunu hiç bilmeden dost edinmişlerdi birbirlerini. Menfaatsiz, çıkarsız, güven dolu hakiki dostluğun adıdır Ebu Bekir.

Cesaret Timsali Ebu Bekir
Aynı zamanda cesaret timsaliydi bu sadık dost. Hz. Bilal köle olarak alınan Ümeyye’nin elinde zulümlere maruz kalırken haksızlığa, hak yiyene aslan kesilmişti. Sesini çıkarmaktan korkmamıştı. Oysa Ümeyye toplumun ileri gelenlerindendi, varlıklıydı, söz sahibiydi. Ona ses çıkarmak, haksızlık ettiğinde karşılık verebilmek cesaret isterdi.



Günümüzde kapitalizmin şekillendirdiği duruma göre yorumlarsak eğer şu örnek belki empati yapmamızı kolaylaştırabilir. Birçok güç sahibi emrinde çalıştırdığı insanların haklarını yiyerek bir adım daha öteye gitme telaşındalar.

Haksızlığa uğrayan işçiler, maaşlarını alamayan ya da eksik alanlar, kovularak tazminatsız kapıya koyulanlar, üstlerine yığınla iş yükleyip verdikleri küçük maaşlarla onların acziyetliklerini bilmenin verdiği bir güvenle ahkam kesenler ve bunların içinde bulunup sadece keyfi bozulmasın diye sesini çıkartmayan yöneticiler var.

Veyahut kadınlar. Belki günümüzde doğdukları anda diri diri gömülmüyorlar ama boşanmak isterlerse, özgürlük isterlerse ya da bir şeyi sadece isterlerse cezalandırılabiliyorlar ya da çocuklarının önünde işkenceye maruz kalıp, öldürülüyorlar. Onlar bunu yaşarken büyük bir kesim rahatları bozulmasın diye sessiz kalmayı tercih ediyor. Dünyanın birçok yerinde hala siyahiler çok cüzzi rakamlara işçi olarak çalıştırılarak açlığa ve susuzluğa terkediliyorlar. Afrika’da susuzluktan ölenlerin sayısı bir hayli yüksek. Oysa eğer iman sahibi olmak sedasızlığı getirseydi, Ebu Bekir Hz. Bilal için kendini Ümeyye’nin karşısına atmazdı. Neden böylesi güçlü birisini karşısına almak istesin ki? Üstelik kendine hiçbir zararı yokken.



Ebu Bekir kendisini Ümeyye’nin karşına atmasaydı Hz. Bilal özgürlüğüne kavuşamayacaktı. Cesaret, merhamet, sadakat, mertlik, Allah rızası ve biricik dostunun, Kainat’ın efendisinin “Bilal’i kurtar Ebu Bekir” demesiydi onu bu hayra vesile kılan.



Gerçek güç zalimin karşısında durmaktır. Mertlik dosta sadakattir. Zenginlik ise böylesi bir dosta sahip olabilmektir. Allah nazarında insan bu dünyaya gelmiş en şerefli varlıktır. Bu sıfata uygun olabilmek için tarihteki tüm örnekleri okuyarak, rol model görerek Allah’ın kurallarına ve mesajlarına kulak vererek kendimizi bu unvana layık hale getirmek hepimizin elinde.

Kaynak: https://www.sevgiforum.com/konular/ebu-bekirin-dostlugu.276/
 


Katılım
21 Haz 2020
Mesajlar
20
Tepkime puanı
8
Hazret-i Ebû Bekir radıyallahü anh, peygamberlerden sonra, insanların en üstünüdür. Cennetle müjdelenen 10 sahâbinin (Aşere-i Mübeşşere'nin) birincisi olan Hazret-i Ebû Bekir, Hazreti Âişe’nin babası ve Peygamber efendimizin kayınpederidir. Resulullah Efendimizin Miraç'a çıktığını duyunca hiç tereddüt etmeden inanmış, "Eğer o söylediyse inandım, bir anda gidip gelmiştir." diyerek ne kadar kuvvetli bir îmâna sahip olduğunu, Resulullahı ne kadar çok sevdiğini bir kez daha göstermiştir. Miraç hakkında tereddüte düşen Müslümanların bu tereddütlerini gidererek maneviyatlarını güçlendirmiştir. Hiç tereddüt etmeden îmân ettiği için Resûlullah, o gün Hazret-i Ebû Bekir’e Sıddîk demiştir. Bu ismi alarak Hazret-i Ebû Bekir'in derecesi bir kat daha yükselmiştir.
 
Katılım
12 Haz 2020
Mesajlar
32
Tepkime puanı
27
Hayatta herkese Hz. Ebu Bekir (r.a.) gibi bir dost lazımdır. Hz. Peygamber (s.a.v.) için Hz. Ebu Bekir sadece bir dost değildi. Sağ koluydu, yardımcısıydı, sırdaşıydı, arkadaşıydı, yol arkadaşıydı, korumasıydı, vefa abidesiydi, sadıktı, sıddıktı. Zor zamanda yanınızda bir Hz. Ebu Bekir istiyorsanız; rahat zamanınızda Hz. Ebu Bekir gibi dostlar edineceksiniz. Edineceksiniz ki zor zamanınızda yanınızda olsunlar. Ayrı-gayri düşmesinler. Sizi bırakmasınlar. Yaban düşmesinler. Gayriyi size tercih etmesinler. Sizin sıkıntılı dönemlerinizde üstünüze abananlara duvar olsunlar.
 
Üst