GIYBET HAKKINDA

Editör

Editör
Katılım
13 Eyl 2019
Mesajlar
74
Tepkime puanı
44


GIYBET HAKKINDA

Gıybet, Cenab-ı Hakkın yasak kıldığı ve insanlara maddi ve manevi anlamda zarar veren büyük bir günahtır. Gıybet hakkında malumat vermeye geçmezden önce gıybetin ne olduğu, mahiyeti ve içeriği hakkında bilgi vermek gerekmektedir. Gıybetin tanımını bizzat peygamber efendimiz yapmıştır. Ebu Hüreyre (R.A)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte peygamber efendimiz sahabiye “gıybet nedir?” diye sordu. Bunun üzerine sahabi “Allah ve Rasulü daha iyi bilir deyince peygamber efendimiz; “kardeşini hoşlanmayacağı biçimde anlatmandır” buyurmuştur. Bunun üzerine sahabe-i kiram; “ya söylediğim durum onda mevcutsa” diye sorunca bu sefer peygamber efendimiz; “söylediğin şey onda var ise gıybet etmiş olursun, söylediğin şey onda yoksa iftira etmiş olursun” buyurarak gıybetin tanımını yapmıştır.
Gıybet günahı çok hassas ve insanın hemen düşebileceği bir günahtır. Hatta bazı alimler konu ile alakalı olarak demişlerdir ki, kir kişi “falancanın elbisesi kısadır, falancanın ki daha uzundur” dese gıybet etmiş olur ve bunu ifade ettikten sonra demişlerdir ki, onun hakkındaki bu konuşman bile gıybet olursa şahsı hakkında konuşman ne olur? Tabi ki de evleviyetle gıybet olur. Bir gün Peygamber efendimizin yanına kısa boylu bir hanım sahabi geldi ve o kadın ayrıldıktan sonra Hazreti Aişe validemiz “ne kadar da kısa boyluymuş” dedi. Bunun üzerine peygamber efendimiz “onun gıybetini ettin” buyurdu. Hazreti Aişe ise; “ben sadece onda var olanı söyledim” deyince peygamber efendimiz; fakat onun hoşlanmayacağı bir yönünü söyledin” diyerek bu yaptığının da gıybet olduğunu ifade ettiler.

Gıybet insanın kendisini en zor koruduğu ve çoğu zaman da koruyamadığı bir günahtır. Üstelik gıybet günahında sadece Allah’a karşı işlenen bir günah yoktur. Aynı zamanda gıybeti edilen kişiye karşı da bir kul hakkı geçmektedir. Bu nedenle gıybet eden kişinin hem tevbe etmesi hem de gıybetini yaptığı kişiden hellallik dilemesi gerekmektedir. Aksi takdirde gıybetin ahiretteki cezası çok ağır olacaktır. Nitekim Ebu Said El Hudri (R.A.)’ın rivayet ettiğine göre peygamber efendimize miraca çıktığında gıybet edenlerin hali şöyle gösterilmiştir. Peygamber efendimiz buyurmuştur ki, “Miraca çıktığım gece sağlarından, sollarından etleri kesilip daha sonra tekrar kendilerine yedirilen insanları gördüm. Onlara “kardeşlerinizin etlerini yediğiniz gibi şimdi de kendi etlerinizi yiyin” deniyordu. Bunun üzerine Cebrail (A.S.)’a bunlar da kimdir diye sordum. Bana cevaben dedi ki, “onlar ümmetinden birbirinin arkasından ümmetini çekiştirenler, alay edenler, birbirlerini kıranlar, incitenlerdir.” Dedi. Görüldüğü gibi gıybetin günahı ve cezası miraçta peygamberimize böyle gösterilmiştir. Ayrıca gıybet edilen kişi ile helallik gerektiği ile alakalı olarak ta şu hadise dikkati şayandır; peygamber efendimiz bir gün evinde iken evine et gelmişti ve etin kokusu mescid-i nebevide ders yapmakta olan Eshab-ı Suffeye kadar geldi. Ashab-ı Suffeyeders veren ise Zeyd Bin Haris (R.A.) idi.Ashab-ı Suffe Hazreti Zeyd’e“ya Zeyd şu kadar zamandır et yemiyoruz, Rasulüllah’a desen de kendisine gelen etten bize de ikram etse” bunun üzerine hazreti Zeyd kalkıp Rasulüllah’ınyanına gitti, bu esnada ise Ashab-ı Suffearalarında şöyle konuştular “Zeyd’deRasulüllah’abizimle birlikte biat etmiştir nasıl oluyor da şimdi karşımıza geçip bize ders vermektedir.” Bunun üzerine peygamberimizin yanına gelen Hazreti ZeydAshab-ı Suffe’ninisteğini aktarınca peygamber efendimiz ona “git ve onlara şu anda et yemekte olduklarını söyle” buyurur. Hazreti Zeyd emredildiği gibi yapar. Fakat Asbah-ı Suffeyeminle ne zamandır et yemediklerini söylerler. Bunun üzerine hazreti Zeydtekrar Rasulüllah’ın huzuruna gelir ve cevabı söyler fakat peygamber efendimiz onların et yemekte olduklarını söyleyince bu sefer Ashab-ı Suffehep beraber kalkarak peygamberimizin huzuruna gelirler ve “ey Allah’ın Rasulü biz şu kadar zamandır et yemiyoruz” deler bunun üzerine peygamberimiz “fakat az önce kardeşinizin etini yediniz, etin izleri dişlerinizin arasında duruyor. Tükürdüğünüz takdirde etin kırmızılığını göreceksiniz” buyurdu. Bunun üzerine Ashab-ı suffe tükürünce tükürüklerinin kıpkırmızı olduğunu gördüler ve hemen tevbe ederek Hazreti Zeyd’den özür dileyip helallik dilediler.

Asrısaadette bu ve buna benzer hadiseler vardır. Bu hadiseler gerçekte peygamberimizin mucizesidir. Çünkü gıybet edenin ölmüş kardeşinin etini yemiş gibi olduğunu Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de ifade etmektedir. Bu ayetlerinin hakikatini göstermek için de Peygamber efendimiz bu ve benzeri mucizelerle bu günahın çirkinliğini göstermiştir. Böylece Peygamber efendimize inanmış ve iman etmiş her mümin gıybeti haram kılan ayet ve bu hadiseler ışığında gıybetin nasıl bir günah olduğunu bilir. Ancak tabi ki bilmek yeterli değildir. Peygamber efendimiz zamanından bu güne kadar insanların yakalandığı en büyük manevi hastalıların başında gıybet gelmektedir. İnsanlar gıybetin günahını, fenalığını bildikleri halde maalesef kendilerini bu günahtan alıkoyamamaktadırlar ve hayatları boyunca yaptıkları gıybetlerle girdikleri günahın ve hakkına girdikleri kişilerin haddini bile bilmemektedirler. Peki, şimdiye kadar birçok gıybet etmiş olan bir insan bundan sonra ne yapmalıdır?

GIYBETTEN KURTULMAK İÇİN
Gıybetin haramlığını anlatan hucurat suresinde 12. Ayette mealen buyuruluyor ki; “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” Öncelikle bu ayet-i kerimeye tam manası ile iman edip yukarıda anlatılan hususları da göz önüne alarak mevladan bu hastalıktan kurtarması için dua etmek gerekmektedir. Bununla birlikte gıybet ettiğinde gıybet ettiği kişinin günahlarını yüklendiğini bilip, kendi sevabının da karşı tarafa verildiğini bildikten sonra kişinin kendisine kesin bir söz vermesi gerekmektedir. Zaten insan sevmediği kişinin gıybetini yapar mantıken de düşünüldüğünde hiç kimse sevmediği kişiye değerli bir şeylerini vermek istemez. Ancak ahirete gıybet ettiği kişiye en değerli sermayesi olan sevaplarını vereceğini ve onun günahlarını yükleneceğini bilmek kar – zarar muhakemesine göre de kişiyi gıybetten alıkoymaktadır. Sonuç itibarıyla gıybetten korunmak önce kul gayreti ve sonra da Allah’ın yardımı ile korunabilecek bir günahtır. Bunun için güçlü bir irade, sağlam bir kararlılık ve kuvvetli bir iman gerekmektedir. Aksi takdirde insan gıybeti ancak kısa süreliğine bırakabilmektedir.

HANGİ KONUŞMALAR GIYBETE GİRMEZ
3 kişi hakkında konuşmak gıybete girmez. Bunlar; 1 – Zalim idareci, 2 – açıkça günah işleyen kişi, 3 – bitatçi kimse. Bu kişilerin yaptıkları ve izledikleri yollar hakkında konuşmak gıybete girmemektedir. Ancak yine bu kişilerin yaptıkları yanlışın dışında örneğin vücutlarındaki bir noksanlık gibi hususlarını konuşmak yine gıybete girmektedir. Bu konuda peygamber efendimizin hadis-i şerifi şu şekildedir; “kötünün kötülüklerini anlatını ki, insanlar o kimseden sakınsın, korunsun.”

Kaynak: https://www.sevgiforum.com/konular/giybet-hakkinda.41/
 


Katılım
10 Kas 2019
Mesajlar
36
Tepkime puanı
17
Kardeşliği bozan pek çok husus vardır. Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde bütün bu hususlar açık bir biçimde belirtilmektedir. Bir ayet-i kerimede, kardeşliği bozan ve dolayısıyla bireysel ve toplumsal ahengin zedelenmesine yol açan hususlardan bazılarına şöyle değinilmektedir. “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurat, 12). Bu ayet-i celilede Yüce Rabbimiz, müminleri açık bir biçimde suizandan, kardeşlerinin gizli yönlerini araştırmaktan, gıybet, dedikodu yapmaktan sakındırmaktadır.
 

ikra

Yönetici
Katılım
12 Eyl 2019
Mesajlar
446
Tepkime puanı
456
Gıybet etmek günümüzde küçük görünen ama Müslümanın ahiretine mal olacak bir günahtır. Her duyulanın anlatılması, özel hayatın araştırılması kişinin hayırlarının kabul olmasını engelleyecek
Kur'an-ı Kerim anlamak isteyenler için çok çarpıcı bir ifadeyle uyarıda bulunuyor: "Bilmediğiniz şeyin ardına düşme. Çünkü göz, kulak ve kalp hepsi sorumludur." (İsra 36).
Göz günahı gözlüyor, özlüyor ve pişkin pişkin izliyor. Mahreme, kalbe, iffete göz dikmiş göz, günahkâr ve asi gözdür. Kendisine ateşin dokunacağı göz bu türden gözdür. Bizler gözün günahı olarak sadece 'harama bakma' yı bildik. Nice asi, yoldan çıkmış ve sınırı aşan göz var ki hiç düşünülmedi.
Kulak da sorumlu. Haramı, mahremi, kendisini ilgilendirmeyen her şeyi dinleyen her kulak yaradılışının dışına çıkmış kulaktır. Öyle ya; kulak Kur'an, zikir, hayır ve iyilik sözlerini dinlemek için yaratılmışken haddini aşabiliyor. Bu kulak ve sahibi sorumludur.
Kalp de şaşkın. Rabbine dönecekken kıblesini, gayesini, şaşırıyor. Başka şeylere, dünyevi aşklara, zevklere kendini ram ediyor. Bu ayette kınanan her organ; mahreme dokunma yönüyle de ele alınmış.

MAHREMİ İRDELEME
Hz. Peygamber (s.a.v.) perdeyi aralıyor; "Kişiye yalan olarak her duyduğunu anlatması yeter." Aslında yalanın tam ortasındayız. Kur'an gıybet ve tecessüsün dünyevi cezasını "Ölü insan eti yemek" kadar tiksindirici bir forma büründürmüş ( Hucurat 12) ve hemen akabinde sormuş "tiksindiniz mi?" ve hemen öncesinde bam teline dokunmuş; "tecessüs etmeyin" Yani; gizli ve mahremi kazımayın.
bagdatlı cuneyd camide bir genç görür. Bu genç dileniyordu. Hâlbuki parası da vardır. Hem de bu yaşta dileniyor. Aslında hepimizin diyeceklerini söylüyor Bağdatlı Cüneyd. Gece rüyada bu delikanlının vücudunun pişirilip kendisine sunulduğunu görür. Cüneyd şiddetle reddeder. Ben insan eti yemem der. Kendisine denir ki ama sen dün gece daha kötüsünü yedin. Cüneyd ter içinde uyanır. Abdest alır ve mescide gider ve genci bulur. Helallik alır. Gencin ifadesi ilginçtir. Dün gece etimi yemeden keşke senle tanışsaydım.
Tabi buradan genç yaşta dilenmeye cevaz anlaşılmamalıdır. Ama herkesin hali ve mahremi kendine aittir. Bizler başkasının değil, kendimizin haliyle ibret olmalıyız.

DUASI KABUL OLMAZ
Hz. Peygamber (s.a.v.) miraçta; tırnaklarıyla yüzünü parçalayanlar görür. Cebrail; "bunlar senin ümmetinden gıybet edenlerdir" der. Denilir ki gıybetin dünyevi üç önemli karşılığı vardır:
Kişinin duası kabul olmaz.
Yaptığı hayır kabul olmaz.
Günahları birikir.
Çağımız Müslümanlarının en yaygın ve kahredici günahlarının başında gıybet gelir. Namazı, orucu, zekâtı, zikri, haccı olan bir çok mümin cennetin kapısından gıybet ve kul hakkından dolayı geri çevrilecektir.

Müslümanca yaşamanın fazileti

Abdullah ibni Şeddad (ra) anlatıyor:
Beni Uzre kabilesinden üç kişi Resulü Ekrem'in (s.a.v.) huzuruna gelip Müslüman olurlar. Bunlar yoksul insanlardı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); 'Benim adıma, bunların geçimini kim üzerine almak ister?' diye sordu. Cennetle müjdelenen on kişiden biri olan Hz. Talha bin Ubeydullah (ra); 'Ben alırım' dedi.
Onlar da Talha'nın (ra) yanında kalmaya başladılar. Bunlardan biri, Hz. Peygamberin (s.a.v.) gönderdiği bir askeri birliğe katıldı ve o seferde şehit oldu. İkinci sahabe uzun bir müddet sonra başka bir seferde şehit düştü. Üçüncü sahabe ise savaşta değil, daha sonraları rahat döşeğinde öldü.
Talha bin Ubeydullah (ra) şöyle dedi: Bir gece rüyamda bu üç kişinin cennete girdiğini gördüm. Ama garip olanı şuydu. Arkadaşlarından sonra rahat döşeğinde ölen adam en öndeydi. Onun arkasında şehit olan ikinci adam duruyordu. İlk şehit olan ise en arkadaydı. Gördüğüm bu hal zihnimi meşgul etti. Ben de Resulü Ekrem'e (s.a.v.) giderek rüyamı anlattım. Allah'ın elçisi bana şunları söyledi 'Bunun neyini anlamadın, Talha? Allah katında en faziletli kimse, Müslüman olarak uzun bir hayat süren ve Sübhanallah, Allahü Ekber, Lailaheillallah diye Allah'ı çokça zikredendir. En son ölen uzun yaşadığı yıllarda oruç tuttu, namaz kıldı. Daha fazla ibadet etti. Diğerlerinden farkı budur.'

BİR DUA
Elmalı Hamdi Yazır'ın Yakarışı

İlahi, hamdini sözüme sertaç ettim, zikrini kalbime miraç ettim.
Kitabını kendime kılavuz edindim.
Şaşırtma beni, doğruyu söylet, neşeni duyur, hakikati öğret.
Sen duyurmazsan, ben duyamam.
Sen söyletmezsen, ben söyleyemem.
Sen sevdirmezsen, ben sevdiremem.
Sevdir bize hep sevdiklerini, yerdir bize hep yerdiklerini,
Yar et bize erdirdiklerini.
Salat ve selamlar, tahiyyat ve ikramlar, her türlü saygılar, asfiyanın başı, son Peygamber (s.a.v.)'e, O'nun mübarek nesline, dostlarına, O'na tabi olanlara olsun Ya Rab!

BİR AYET
Ey iman edenler!
Mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin.
Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz ? ( Nisa – 144)

BİR HADİS
"Ölülerinize (ölmek üzere olanlara) 'Lailahe İllallah' demeyi telkin edin." (Müslim)

SORU - CEVAP
1
Güzel görünmek için estetik ameliyat haram mı?
Yüce Allah'ın bize verdiği güzelliklerimizi daha cazip hale getirmek için, taranmak, süslenmek, takı takmak, güzel giyinmek gibi estetik müdahaleler caizdir hatta teşvik edilmiştir. Ama Yüce Allah'ın yarattığı şekli beğenmemek, ameliyatla değiştirmek, bir nevi modaya uyarak bıçak altına yatmak doğru değildir ve yaradılışı değiştirme anlamı taşır. Kişiyi toplum içinde komplekse iten, eşiyle karşı karşıya getiren, manen rahatsız eden, vücuttaki şekil bozukluğu veya fazlalığı ise estetikle düzeltilebilir.
2
40'ıncı günde bebeğin kırklanması doğru mudur?
Bizim kültürümüzde çocuğun 40'ıncı gün yıkanması diye bir inanç yoktur. Batıl bir inanıştır. Vaftiz törenlerinden etkilenmiş bir uyarlama olabilir. Bunun annenin lohusalık yıkanmasıyla bir ilgisi yoktur.
3
Boşandığım eşim, aile sırlarımızı akrabalarıyla paylaşıyor. Bu meşru mudur?
Peygamberimiz (s.a.v.) en kötü ve hain insanı tarif ederken "Eşiyle olan gizli hallerini sabahleyin ortalığa fısıldayan adamdır" der. Bu iki taraf için de geçerlidir. Evlilik bitebilir ama insanlık ve onurluluk bitmemelidir.


 
Katılım
11 Haz 2020
Mesajlar
68
Tepkime puanı
79
Hele gıybet ettikten sonra "ne var bunda, ben yüzüne de söylüyorum, bu gıybet değil, günah olmaz" demek çok kötüdür. Gıybet, toplumun huzur ve sükunetini bozar, insanlar arasındaki sevgi bağlarını koparır. Bu yüzden dili gıybetten uzak tutmak çok önemlidir.
 
Katılım
11 Haz 2020
Mesajlar
1
Tepkime puanı
0
Gıybet hiç sevmediğim bir konu bencede çok yanlış bişe diğer yandanda dinimizce çok yanlış bişey zaten bu forum sayesinde bu konu hakkında daha çok bilgi edindim bu tarz daha fazla konu gelsin
 
Katılım
12 Haz 2020
Mesajlar
43
Tepkime puanı
20
Dinimiz gıybet yapmayı haram kılmıştır. Bir ortamda gıybet yapılıyorsa, oradan ayrılmak gerekir. Ayrılma imkânımız yoksa, başka işlerle meşgul olup dinlememeye gayret göstermeliyiz. Eğer gıybet yapan kişi kırılmayacak ise, onu münasip bir lisanla ikaz etmek faydalı olur.

Gıybet, bir kimsenin arkasından hoşuna gitmeyecek şeyleri söylemek, başka bir deyimle, kendimize söylendiği zaman hoşlanmayacağımız bir şeyi, din kardeşimiz hakkında arkasından konuşmamız anlamına gelir. Bunun vebali, düşüncesi bile yüreğimi burkmaktadır. ''Dedikodu'' yakıştırması ile bu günümüzde çok sıradan, bir rutinmiş gibi, aslında insanın fıtratında varmış gibi yansıtılıyor. ''Aman ne olacak, yüzüne olsa yüzüne de söylerim!'' gibi bir açıklama ile iç rahatlatılması yapılıyor.

Rabbimiz her şeyi bilen ve duyandır. Şeytanın vesvesesi ve oyalamasıdır bunlar. Yapmayınız kardeşlerim..
 
Katılım
12 Haz 2020
Mesajlar
37
Tepkime puanı
28
Belli bir mümin veya zimmi kâfirin aybını, onu kötülemek için arkasından söylemek, gıybet olur. Gıybet, haramdır. Dinleyen, o kimseyi tanımıyorsa, gıybet olmaz.

Gıybet olunan kimse, bedeninde, nesebinde, ahlakında, işinde, sözünde, dininde, dünyasında, hatta elbisesinde, evinde, hayvanında bulunan bir kusur, arkasından söylendiği zaman, bunu işitince üzülürse, gıybet olur. Duyunca üzüleceği bir sözü yüzüne karşı da söylemek günahtır.

Kapalı söylemek, işaret ile, hareket ile bildirmek, yazı ile bildirmek de, hep söylemek gibi gıybettir.

Bir müslümanın günahı ve kusuru söylendiğinde, hâfızların, din adamlarının, (Elhamdülillah, biz böyle değiliz) demeleri, gıybetin en kötüsü olur. Birinden bahsedilirken, (Elhamdülillah, Allah bizi hayasız yapmadı) gibi, onu kötülemek, çok çirkin gıybet olur. (Falanca kimse çok iyidir, ibadette şu kusuru olmasa, daha iyi olurdu) demek de gıybet olur.
 
Katılım
12 Haz 2020
Mesajlar
18
Tepkime puanı
16
Birisi gıybet edilirken onu dinlememeli, hemen o ortamdan uzaklaşmalıyız. Eğer böyle bir imkanımız yoksa ve mecburen orada kalıyorsak hiç olmazsa kalben buğz etmeliyiz. Yani o gıybeti kalben reddetmeli, ondan hoşnut olmamalıyız. Gıybet sevapları azaltır. Hatta insan gıybet ettiği kişinin günahlarını da yüklenir. İnsanların çoğu sevmedikleri insanı arkadan çekiştirerek kendini rahatlatmak ister. Halbuki gıybet etmekle o insana zarar vermiş olmayız. Bilakis kendimiz büyük bir manevi zarara gireriz. Başkalarını giybet etmek ve onların kusurları ile uğraşmak, insanın kendi kusurlarını görmesine engel olur.
 
Katılım
21 Haz 2020
Mesajlar
20
Tepkime puanı
2
Gıybet, dilin âfetlerinden biridir. Her Müslüman, dilini bu büyük felâketten korumalıdır. Gıybet etmeyenin dili de kalbi de selamet bulur. Ancak bazı kişilerin hatalarını söylemek gıybet olmaz ve hatta Müslümanları uyarmak için onların hatalarını herkese duyurmak gerekir. Örneğin dinimiz hakkında hoca sıfatıyla ileri-geri konuşanlar, kendini âlim, hoca, şeyh, mürşid diye tanıtıp yanlış fetvalar verenler; İslam hakkında yanlış bilgilerin olduğu, din ile ilgili kendi yorumuna dayalı kitap yazanlar; işte bunların yaptıklarını söylemek, Müslümanları îkâz ederek bu kişilerden ve onların yazılarından, konuşmalarından herkesi uzak tutmak gerekir.
 

Üst