GIYBET HAKKINDA

Editör

Editör
Katılım
13 Eyl 2019
Mesajlar
9
GIYBET HAKKINDA

Gıybet, Cenab-ı Hakkın yasak kıldığı ve insanlara maddi ve manevi anlamda zarar veren büyük bir günahtır. Gıybet hakkında malumat vermeye geçmezden önce gıybetin ne olduğu, mahiyeti ve içeriği hakkında bilgi vermek gerekmektedir. Gıybetin tanımını bizzat peygamber efendimiz yapmıştır. Ebu Hüreyre (R.A)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte peygamber efendimiz sahabiye “gıybet nedir?” diye sordu. Bunun üzerine sahabi “Allah ve Rasulü daha iyi bilir deyince peygamber efendimiz; “kardeşini hoşlanmayacağı biçimde anlatmandır” buyurmuştur. Bunun üzerine sahabe-i kiram; “ya söylediğim durum onda mevcutsa” diye sorunca bu sefer peygamber efendimiz; “söylediğin şey onda var ise gıybet etmiş olursun, söylediğin şey onda yoksa iftira etmiş olursun” buyurarak gıybetin tanımını yapmıştır.
Gıybet günahı çok hassas ve insanın hemen düşebileceği bir günahtır. Hatta bazı alimler konu ile alakalı olarak demişlerdir ki, kir kişi “falancanın elbisesi kısadır, falancanın ki daha uzundur” dese gıybet etmiş olur ve bunu ifade ettikten sonra demişlerdir ki, onun hakkındaki bu konuşman bile gıybet olursa şahsı hakkında konuşman ne olur? Tabi ki de evleviyetle gıybet olur. Bir gün Peygamber efendimizin yanına kısa boylu bir hanım sahabi geldi ve o kadın ayrıldıktan sonra Hazreti Aişe validemiz “ne kadar da kısa boyluymuş” dedi. Bunun üzerine peygamber efendimiz “onun gıybetini ettin” buyurdu. Hazreti Aişe ise; “ben sadece onda var olanı söyledim” deyince peygamber efendimiz; fakat onun hoşlanmayacağı bir yönünü söyledin” diyerek bu yaptığının da gıybet olduğunu ifade ettiler.

Gıybet insanın kendisini en zor koruduğu ve çoğu zaman da koruyamadığı bir günahtır. Üstelik gıybet günahında sadece Allah’a karşı işlenen bir günah yoktur. Aynı zamanda gıybeti edilen kişiye karşı da bir kul hakkı geçmektedir. Bu nedenle gıybet eden kişinin hem tevbe etmesi hem de gıybetini yaptığı kişiden hellallik dilemesi gerekmektedir. Aksi takdirde gıybetin ahiretteki cezası çok ağır olacaktır. Nitekim Ebu Said El Hudri (R.A.)’ın rivayet ettiğine göre peygamber efendimize miraca çıktığında gıybet edenlerin hali şöyle gösterilmiştir. Peygamber efendimiz buyurmuştur ki, “Miraca çıktığım gece sağlarından, sollarından etleri kesilip daha sonra tekrar kendilerine yedirilen insanları gördüm. Onlara “kardeşlerinizin etlerini yediğiniz gibi şimdi de kendi etlerinizi yiyin” deniyordu. Bunun üzerine Cebrail (A.S.)’a bunlar da kimdir diye sordum. Bana cevaben dedi ki, “onlar ümmetinden birbirinin arkasından ümmetini çekiştirenler, alay edenler, birbirlerini kıranlar, incitenlerdir.” Dedi. Görüldüğü gibi gıybetin günahı ve cezası miraçta peygamberimize böyle gösterilmiştir. Ayrıca gıybet edilen kişi ile helallik gerektiği ile alakalı olarak ta şu hadise dikkati şayandır; peygamber efendimiz bir gün evinde iken evine et gelmişti ve etin kokusu mescid-i nebevide ders yapmakta olan Eshab-ı Suffeye kadar geldi. Ashab-ı Suffeyeders veren ise Zeyd Bin Haris (R.A.) idi.Ashab-ı Suffe Hazreti Zeyd’e“ya Zeyd şu kadar zamandır et yemiyoruz, Rasulüllah’a desen de kendisine gelen etten bize de ikram etse” bunun üzerine hazreti Zeyd kalkıp Rasulüllah’ınyanına gitti, bu esnada ise Ashab-ı Suffearalarında şöyle konuştular “Zeyd’deRasulüllah’abizimle birlikte biat etmiştir nasıl oluyor da şimdi karşımıza geçip bize ders vermektedir.” Bunun üzerine peygamberimizin yanına gelen Hazreti ZeydAshab-ı Suffe’ninisteğini aktarınca peygamber efendimiz ona “git ve onlara şu anda et yemekte olduklarını söyle” buyurur. Hazreti Zeyd emredildiği gibi yapar. Fakat Asbah-ı Suffeyeminle ne zamandır et yemediklerini söylerler. Bunun üzerine hazreti Zeydtekrar Rasulüllah’ın huzuruna gelir ve cevabı söyler fakat peygamber efendimiz onların et yemekte olduklarını söyleyince bu sefer Ashab-ı Suffehep beraber kalkarak peygamberimizin huzuruna gelirler ve “ey Allah’ın Rasulü biz şu kadar zamandır et yemiyoruz” deler bunun üzerine peygamberimiz “fakat az önce kardeşinizin etini yediniz, etin izleri dişlerinizin arasında duruyor. Tükürdüğünüz takdirde etin kırmızılığını göreceksiniz” buyurdu. Bunun üzerine Ashab-ı suffe tükürünce tükürüklerinin kıpkırmızı olduğunu gördüler ve hemen tevbe ederek Hazreti Zeyd’den özür dileyip helallik dilediler.

Asrısaadette bu ve buna benzer hadiseler vardır. Bu hadiseler gerçekte peygamberimizin mucizesidir. Çünkü gıybet edenin ölmüş kardeşinin etini yemiş gibi olduğunu Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de ifade etmektedir. Bu ayetlerinin hakikatini göstermek için de Peygamber efendimiz bu ve benzeri mucizelerle bu günahın çirkinliğini göstermiştir. Böylece Peygamber efendimize inanmış ve iman etmiş her mümin gıybeti haram kılan ayet ve bu hadiseler ışığında gıybetin nasıl bir günah olduğunu bilir. Ancak tabi ki bilmek yeterli değildir. Peygamber efendimiz zamanından bu güne kadar insanların yakalandığı en büyük manevi hastalıların başında gıybet gelmektedir. İnsanlar gıybetin günahını, fenalığını bildikleri halde maalesef kendilerini bu günahtan alıkoyamamaktadırlar ve hayatları boyunca yaptıkları gıybetlerle girdikleri günahın ve hakkına girdikleri kişilerin haddini bile bilmemektedirler. Peki, şimdiye kadar birçok gıybet etmiş olan bir insan bundan sonra ne yapmalıdır?

GIYBETTEN KURTULMAK İÇİN
Gıybetin haramlığını anlatan hucurat suresinde 12. Ayette mealen buyuruluyor ki; “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” Öncelikle bu ayet-i kerimeye tam manası ile iman edip yukarıda anlatılan hususları da göz önüne alarak mevladan bu hastalıktan kurtarması için dua etmek gerekmektedir. Bununla birlikte gıybet ettiğinde gıybet ettiği kişinin günahlarını yüklendiğini bilip, kendi sevabının da karşı tarafa verildiğini bildikten sonra kişinin kendisine kesin bir söz vermesi gerekmektedir. Zaten insan sevmediği kişinin gıybetini yapar mantıken de düşünüldüğünde hiç kimse sevmediği kişiye değerli bir şeylerini vermek istemez. Ancak ahirete gıybet ettiği kişiye en değerli sermayesi olan sevaplarını vereceğini ve onun günahlarını yükleneceğini bilmek kar – zarar muhakemesine göre de kişiyi gıybetten alıkoymaktadır. Sonuç itibarıyla gıybetten korunmak önce kul gayreti ve sonra da Allah’ın yardımı ile korunabilecek bir günahtır. Bunun için güçlü bir irade, sağlam bir kararlılık ve kuvvetli bir iman gerekmektedir. Aksi takdirde insan gıybeti ancak kısa süreliğine bırakabilmektedir.

HANGİ KONUŞMALAR GIYBETE GİRMEZ
3 kişi hakkında konuşmak gıybete girmez. Bunlar; 1 – Zalim idareci, 2 – açıkça günah işleyen kişi, 3 – bitatçi kimse. Bu kişilerin yaptıkları ve izledikleri yollar hakkında konuşmak gıybete girmemektedir. Ancak yine bu kişilerin yaptıkları yanlışın dışında örneğin vücutlarındaki bir noksanlık gibi hususlarını konuşmak yine gıybete girmektedir. Bu konuda peygamber efendimizin hadis-i şerifi şu şekildedir; “kötünün kötülüklerini anlatını ki, insanlar o kimseden sakınsın, korunsun.”

Kaynak: https://www.sevgiforum.com/konular/giybet-hakkinda.41/
 
Üst