İnsanın Allah’a Ulaşmasının Tek Yolu: Dua

ikra

Yönetici
Katılım
12 Eyl 2019
Mesajlar
286
Tepkime puanı
219
İnsanın Allah’a Ulaşmasının Tek Yolu: Dua
Yüce yaratıcı her an insanı görmekte ve gözetmektedir ancak insan yaratıcıya yalnızca dua ile yoluyla ulaşabilecektir.

Dua Müminin Silahıdır
Dua, islamın ya da imanın şartları arasında yer almaz, bir ibadet değildir. Dua Allah ile kul arasındaki iletişimin yoludur. Allah, kullarının isteklerini ya da şükürlerini iletmesi için dua kanalını yaratmıştır. Genellikle Allah’tan bir şey istemenin yolu olarak dua görülür. Ancak bundan çok daha fazlasıdır. Öncelikle Allah’ın şimdiye kadar verdikleri ve daha sonra vereceği her şey için hamdler dua ile iletilir. İnsanın başına gelen musibetlerden kurtulması da dua iledir. Hatta insanın başına bir bela gelmemesi için de dua ile mani olmak mümkündür. Kısaca özetlemek gerekirse Allah ile kulu arasındaki her iletişim dua yoluyla sağlanacaktır.
Rabbimiz bizi her an gördüğü için duanın bir yeri ya da zamanı yoktur. İnsan her zaman, her yerde Allah’ı anmalıdır. Unutulmamalıdır ki kalpler ancak Allah’ı anmakla mutmain olur. Dua ile günahlar affolur, hayırlar karşılığını bulur. Ahrette de mükafatı olur. Bu yüzden müminin imanı kadar dua sevgisi de önemlidir.
Allah haya ve kerem sahibi olduğu için dualara icabet eder. Kulunun ihtiyacını gidermemekten haya eder. Hemen kabul olmayan ya sonra kabul olacaktır ya da hayırlı değildir. Allah her şeyin en iyisini bildiği için kuluna en iyisini verecektir. Ancak duanın vakti dolmamışsa kula beklemek düşecektir. kulun dua etmesi bile nasip işiyken, duaya anında icabet beklememek gerekir. İcabet edilmeyen dua, ahret gününde sevap olarak mükafatlandırılacaktır. Bu yüzden hiç kimse duasının kabul olmayacağı zannına kapılmamalıdır ve dua etmeye devam etmelidir.

Dua İki Türlüdür
Allah’a dua etmek iki türlü olabilir. İlk olarak lafzi dua ile Allah’tan olan istekleri sözlü olarak söylemek mümkündür. İhlas sahibi Müslümanlar namazını da aksatmıyorsa bu şekilde dua ederek Allah’tan ihsan bekler. Diğeri ise fiili duadır. Edilen dua için gerekli olan sebepler kul tarafından yerine getirilmelidir. Dua etmek ile Allah’tan bir mucize beklemek doğru değildir.

 
Katılım
19 Eyl 2019
Mesajlar
40
Tepkime puanı
16
Dua ve gözyaşı birleşince dünyanın en güzel duygusunu tatmış olursunuz.
 

ikra

Yönetici
Katılım
12 Eyl 2019
Mesajlar
286
Tepkime puanı
219
Dua edenin duasına icabet edilir.

Kur’an-ı Kerim’de insanlardan dua edilmesi, dua edenin duasına icabet edileceği ve nasıl dua yapılması gerektiğine dair birçok ayetler gelmiştir. Yüce Rabbimiz dua edenin duasına icabet ettiğini şöyle buyurmaktadır.

“Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.”[13]
 
Katılım
19 Eyl 2019
Mesajlar
40
Tepkime puanı
16
Dualarımız olmasaydı Rabbimizin yanında değer ve kiymetimizde olmazdı.
Dua insanı her türlü beladan kazadan şerden muaf tutar. Her şeyi Allah'tan isteyin bol bol dua ediniz.
 
Katılım
13 Eyl 2019
Mesajlar
76
Tepkime puanı
26


Dua belayı def eder, sadaka ömrü uzatır. Dua bir ibadettir ve farzdır. Çünkü Yüce Allah 'bana dua edin' buyuruyor. Kişi gerek sıkıntıda, gerekse de rahat haldeyken dua etmelidir. Duanın şerri defedip, belayı engelleyeceği ve böylece kader üzerinde etkili olacağı meselesini İbn Teymiyye şöyle izah ediyor: "Alimler demişler ki, kaderdeki değişiklik meleklerin elindeki sahifelerdedir. Ama Allah ezeli ve ebedi bilen ilminde bir değişiklik olmaz." Ayetteki: Allah dilediğini siler, ve ama onu ilahi bilgisinde tutar (Ra'd,39) ifadesi buna işaret ediyor.


Aslında bu hadise aynı zamanda kaderi muallak yani Allah'ın bilgisi dahilinde olup da, meleklerin bilmediği alanla ilgilidir. Dua kaderi muallak dediğimiz; kulun ameli, duası, sılai rahmi, yetime şefkati, sadakası gibi iyilikleriyle ilgili alanda kaderi etkiler. (Yani diyelim ki, Allah ezeli ilminde kişiye bir şey takdir etmek ister de kulun iyi halini bilir ve bu şerri engeler ona bir çıkış yolu gösterir ve kaderine bunu yazar. Bütün bunlar Allah için zaten malumdur. Fakat yazısı melekler bile bunu bildirmedikçe bilmezler) lehvi mahfuzda bu hal yani kaderi muallak bilinir, yazılıdır ve değişmez. 'Ancak dua kaderi değiştirir' hadisi, İmam Ahmed, Tirmizi ve İbn Mace'de rivayet edilmiştir.


Hz. Aişe'nin rivayet ettiği şu hadis de bu meseleyi biraz açıyor: Dua hem indirilmiş ve hem de indirilmemiş kaderi etkiler. Bir bela kişiye iner de, dua onu engeller. İkisi kıyamete kadar mücadeleye devam ederler. Dua korumaya, bela zarar vermeye çabalar. (Müstedrak, hakim) İmam Gazali duanın belayı def etmesini, kalkanın oku engellemesine benzetir.

Kaderdeki belanın dua ile uzaklaştırılması da kaderin bir tecellisidir der.

Kısacası; bize düşen gelmesi muhtemel kaza ve belalara karşı dua etmeye devam etmemizdir.

Bir dini hüküm çıkarmak için sadece Kuran'a bakmam yeterli midir?

Kuran-ı Kerim Allah'ın yüce kelamıdır.

Ve elbette her şeyin başıdır. Temel kaynağıdır. Ancak dini bir meseleye bakmak için sadece Kuran'ın mealine bakarsanız; Kuran'ın ayetlerinin birbirini tefsir eden - yorumlayan- detayını göremez, tam yerli yerine koyamazsınız.

Bu nedenle de dini deliller dörttür denmiştir.

Kuran-ı Kerim, sahih hadisler, alimlerin konsensüsü -icma- ve hukukçuların mukayese metodolojisi. Kişi bu yöntemi uygulamadıkça Kuran'ın maksadını çözemez.

Büyük günahlar nelerdir?

Elbette büyük günahlar haylice fazladır.

Ancak bazılarını şöyle sayabiliriz. a- Allah'a ortak koşmak. b- Haksız yere insan öldürmek.

(Örneğin savaş hali hariç) c- Namuslu kadına iftira atmak. d- Sihir yapmak, yaptırmak. e- Savaşta düşmandan kaçmak.
Yurdu savunmasız bırakmak. f- Anne-babaya isyan ve kötülük etmek. (Onların dine aykırı olmayan isteklerini reddetmek) g- Yetim malı yemek. h- Zina etmek.

I- Faiz yemek. Rüşvet yemek. j- İçki içmek. Kumar oynamak. k- Kul hakkı yemek. l- Namazı terk etmek.

Müslüman kişi cehennemde ebedi kalır mı?

Müslüman kişi affedilmedik günahlarından dolayı cehennemde Allah'ın dilediği kadar kalır. Ancak cehennemde sonsuza değin kalıp kalmamak amelle değil, inançla ilgili bir husustur.

İnancında -imanında- sağlam olan kişi ebedi cehennemde kalmaz. İmanında problem olan, Allah'ı kabul edip de Kuranı veya Hz. Peygamber (s.a.v.)'i kabul etmeyen veya Kuran'daki bir ayeti reddeden bu yanlış inancından ötürü ebediyyen cehennemde kalır.


Tevekkül nedir? Nasıl yapılır?

Kişinin bir noktaya gelmek veya bir şeyi elde etmek için bütün tedbirleri, sebepleri yerine getirdikten sonra Yüce Allah'a sığınması ve vereceği hükme razı olmasına tevekkül diyoruz. Bu doğru olan tevekküldür.

Tedbir almadan Allah'a tevekkül ise yanlıştır. Trafikte kusurlu hareketler yaparken 'Ben Allah'a tevekkül ettim' diyenin gerçek manada tevekkül etmemesi gibi. Kişi tedbir almaz da tevekkül ettiğini iddia ederse günaha girmiş olur.

Hz. Peygamber (s.a.v.) devesini bağlamadan salıvermiş adama 'Deveni bağla sonra Allah'a tevekkül et' buyurmuştur.

Yüce Allah'ın ahirette kulları ile konuşacağı söyleniyor. Bunu nasıl anlamalıyız?

Oradaki konuşmanın niceliğini bilmek zordur. Bu konuşmanın mutlaka dille yapılan bir konuşma gibi olması gerekmez.

Kur'an-ı Kerim'de Hz. Davud'un Allah'ı zikretmesi anında dağların da onunla beraber zikrettiğini haber veriyor (Enbiya, 79) Yer ve gökün Allah'ın emrini dinledikleri bildirilir(Fussilet, 11) Bütün bu ayetler; ahiretteki olayların vukuu buluş tarzının illaki dünyadaki vakalar gibi olmayacağına işaret ediyor.

Mutlaka; Allah (c.c.) kullarına tecelli edecek ve dilediği tarzda onlarla konuşacak.

 

ikra

Yönetici
Katılım
12 Eyl 2019
Mesajlar
286
Tepkime puanı
219
Müminin hiçbir duası reddedilmez. Ya günahı affolur veya hayırlı karşılığını görür [mesela gelecek bir belayı önler] yahut ahirette karşılığını görür.

[Deylemî]
 
Üst Alt