Kişisel Gelişimin Ruhu Beslemesi

Angelica

Editör
Katılım
19 Eyl 2019
Mesajlar
29
Tepkime puanı
23


Kişisel Gelişimin Ruhu Beslemesi

Hayatın bizdeki tanımı: doğumla başlayan içinde her türlü yaşamsal değerleri barındıran nefes alıp verdikçe tüm olaylar ile tanışıp özde yoğrulan sonlu senaryoların oynandığı bir filmdir. Git-gide çoraklaşan dünyada sosyal hayatların esir olan insanlar arasındaki kültür sentezlerinin kısırlaştığı ^^edil^^ hayatların tırmandığı ve birey bazında içselleşen hayatlar kişisel tanıların tarifidir. Her kişi kendi dünyasında demokratik bir yaşam kıstası içinde dünyasını şekillendirme ve yürütme realitesinde ilerler. Ne yazık ki insan; hayalle gerçek arasında iç alemini bazen kıyam edemez. Tarumar olan seferlerinde toz bulutlarından sonra düşselliğine inme gelir. Beklenmedik hatıraların umulmadık ters-köşeleriyle savrulur. Hiç bir koruyucu içgüdü kalkan olamaz. Böyle devrik bir durumda hayatın öğretileri karşılar insanı. Sımsıkı yapışılan şey aslında ilahi bir yakarışın sema ya dokunuşudur.

Önce Düşer İnsan

Karmaşık düzen içinde örselenen bir sürü canlar vardır. Çarptırılmış karakter avcılarının tetiğinde vurulmayı bekleyen, dimdik bir dağa umutsuzca bakan gözler vardır. Karda ısınmayı bekleyen kedi yavruları vardır, uzanacak sıcak bir eli bekler. Bazen hayat görür onları bazen es geçer. Tüm hiyerarşi ( bireyleri toplumsal anatomik yapıyı) devam ettirmenin yapı taşlarıyla uğraşır. Aslen hayatın göremediğidir gelişim dediğimiz kavramın kılcal damarları. Yani doğan her canlı içgüdülerin esiridir sadece. Ama öğreti ve deneyim dediğimiz hadise tüm davranış becerilerinde üstünde sınır konulamaz noktaya taşır insanı. İnsan önce düşer sonra ayağa kalkarak adım atmayı deneyimler. Bellekte yerleşen öğretiler, yaşamsal öneme sahip verilerdir. Her kazanım bir sonraki için basamaktır.

Beden Bezenir Ruha

Tatlı ve acının aynı tende nüfusudur tüm vuruk ve klinik hallere maruz kalan beden. İçerisinde sakladığı kimliğiyle bir ömrü yad eder. Terki mümkün olmayan bu ikiz tutum, kıyametin (ölümün) gelmesiyle vedalaşır. Bu zaman zarfında çok şeyleri biriktirirler heybelerinde. Sıfır km. bir araba aldığınızda keyifli ve bir o kadar zahmetsiz sürüş yaparsınız. Yıllar geçtikçe kaportada aşınmalar başlar. Arabada istenmeyen arızalar meydana gelebilir; ama motoruyla ve kaportasıyla bir bütündür. Muhafaza edilmeyen ve garaj görmeyen arabanın kaportası eskimeye başlar. Lakin motor zindeliğini korur. İnsan bedeni de buna benzer. Yılların yüküne maruz kalan hayatlar erken yaşlanır. Ama ruh yaşama sevincini kaybetmediği müddetçe tazeliğini korur.

Gıda

Tüm geri dönüşler giderken bırakılan artıkların büyümesidir. Ağaç yağmuru - kurt kuzuyu bekler. İnsanda hayatta ruhunun gıdası olarak, bir çikolatanın beyinde oluşturduğu o dalgalanmayı sevmekle iyilik yapmakla pekiştirir. Manevi besleme olmazsa ruh çöker, beyin işlevinde sekteye uğrar; çünkü ruhun gıdası mutluluktur.

Kaynak: https://www.sevgiforum.com/konular/kisisel-gelisimin-ruhu-beslemesi.173/
 


Katılım
12 Haz 2020
Mesajlar
22
Tepkime puanı
11
Yazıya verdiğiniz başlık, konuyu özetler niteliktedir. Kişisel gelişim, ruhun gıdasıdır. Kişisel gelişim, ruhun olgunlaşmasına ve huzur bulmasına yardımcıdır. Kişisel gelişimini tamamlayamayan insanlar kendilerini rûhen eksik hissederler. Midemizi doyurmak kadar, rûhumuzu doyurabilmek de önemlidir. Bununn için kişisel gelişimimize özen göstermemiz gerekir. Elbette ilim, zikir, Kur'ân-ı Kerim okumak da ruhun gıdasıdır. Eğer rûhumuza gıdasını vermezsek, onu mânen ölüme terketmişiz demektir. Bazıları ise "müzik rûhu besler" demektedir. Oysa bu tamamen yanlıştır. Bilakis müzik, insanı uyuşturmakta, mâneviyatı güçlü insanların rûhunu sıkmaktadır.
 
Katılım
12 Haz 2020
Mesajlar
48
Tepkime puanı
26
kişisel gelişimin en temeli dinimize dayanır bence kardeşlerim. en zor durumda kaldığmızda rabbimizden yardım dilemek, ellerimizi huzuruna açmaktan daha güzel bir kişisel gelişim var mıdır?
 
Katılım
21 Haz 2020
Mesajlar
21
Tepkime puanı
10
Kişisel olgunluğa erişememiş insanlar kendilerini psikolojik olarak hep yarım hissederler. Bu eksikliklerini gayr-i meşru şeylerle gidermeye çalışırlar fakat susayan bir insanın deniz suyu içmesi gibi, içtikçe susuzlukları giderek artar. Oysa kişisel gelişimde mesafe katedenler, bunun tam tersidir. Fakat kişisel gelişimin de kesin bir sınırı yoktur. Zira bilgi denizi uçsuz bucaksız bir derinliğe sahiptir, insan ne kadar okursa okusun, öğreneceği şeylerin sonu gelmez.
 
Üst