RAMAZAN UMRESİ HAKKINDA

Zeynep

Editör
Katılım
13 Eyl 2019
Mesajlar
175
Tepkime puanı
60


RAMAZAN UMRESİ HAKKINDA



Müminlerin ayı olan Ramazan ayında umre ibadetini yapmak yani Ramazan umresi olarak ifade edilen büyük ameli anlamak için öncelikle Ramazan ayının faziletini, üstünlüğünü ve şerefini anlayıp umre ibadetinin de faziletini öğrenerek ondan sonra Ramazan umresinin ne olduğunu anlamak daha kolay olacaktır.



İnsanlar Ramazan ayında ibadetlere daha çok sarılmakta ve daha fazla taat üzerine olmaktadır. Bu çok hoş bir güzellik olmakla birlikte bunun Cenab-ı Hakkın bir ikramı olduğunu da bilmekte gerekir. Çünkü peygamber efendimiz Hadis-i şeriflerinde Ümmet-i Muhammet’ten önce hiçbir ümmete Ramazan ayının verilmediğini beyan buyurmaktadırlar. Ramazan-ı şerif ayı öyle büyük ve feyiz, bereket dolu bir aydır ki, bir kişinin bu ayda affedilmemesi adeta mümkün değildir, hatta bazı alimler bu ayda affedilmemek için özel gayret etmek gerekmektedir diye ifade ederler. Çünkü bir mümin azıcık bir gayretle bile bu ayda kendini af ettirebilmektedir. Ramazan aynının en önemli özelliği bu ayda yapılan nafile ibadetlere farz sevabının, farzlara ise 10 katından 70 katına kadar sevap vardır. İşte böyle bir ayda yapılacak en küçük, hayır, ibadet ve taatı büyük bir nimet bilmeli ve Ramazan ayının gelmesini ganimet bilmelidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (S.A.V.) “eğer sizler Ramazan’da olanı (Cenab-ı Hakkın ne kadar mükafaat verdiğini) bilseydiniz, elbette senenin tamamının Ramazan olmasını isterdiniz” buyurmaktadır. Bu hadis-i şerif bile bize ramazan ayının ne kadar değerli ve ganimet bilinmesi gereken bir ay olduğunu anlamamıza yeterlidir. Çünkü ramazan dışında kılınan 1000 rekat nafile namaz 1 farz namaz yapmazken Ramazan ayında kılınan 1 rekat nafile namaz 1 farz namaza denk gelmektedir. Böyle bir ayda yapılan ibadetler bu kadar değerli ve manevi derecesi yüksek olunca Ramazan ayında yapılan umre gibi bir ibadetin sevabının ve manevi derecesinin ne kadar yüksek olacağını takdir etmek mümkün bile olmayacaktır.



Umre ibadeti, hac zamanında yapılan 5 günlük umrenin dışında senenin tamamında yapılabilen nafile bir ibadettir. Hanefi ve Şafi mezhebine göre ömürde bir defa umre yapmak sünetimüekkededir. Ancak Maliki ve Hanbeli mezheplerine göre bir kişinin ömründe bir defa da olsa umre yapması farzdır. Çünkü ayeti kerimede Cenab-ı hak “hac ve umrenizi Allah için tamamlayınız” buyurulmaktadır. Hanefi mezhebine göre buradaki umre farz olan hac eda edilirken yapılan umredir ve hacca giden herkes bu umreyi yapmaktadır. Yoksa hiç kimse farz olan haccını ve umresini yaptıktan sonra tekrar umreye gelmekle mükellef değildir.



Umrenin iki farzı vardır ve bunlardan biri şart (dışında), diğeri ise rüknüdür (içinde olan farzdır). Umrenin şartı ihrama girmektir. Rüknü ise tavafdır. Umrede de tıraş olmak ve sa’y etmek vaciptir.



Umre ile alakalı meşhur olarak rivayet edilen hadis-i şerifler şöyledir; “umre, ikinci bir umreye kadar olan günahlara keffarettir” yani umre yapan kişi Allah’ın emanı altındadır. Allah için malından ayırdığı miktarla haccını yaptıktan sonra adeta oraların hasreti ile yanıp tutuştuğunu, Cenab-ı hakka olan bağlılığını ve itaatini göstermek için yeniden malından bir kısmını ayırıp bir defa daha Allah için umre yapan kişinin tüm günahları af olunmaktadır. Çünkü umre yapan kişi hali ile Cenab-ı hakka olan bağlılığını göstermektedir.



Yine başka bir hadis-i şerifte "Hac ve Umre yapanlar Allah'ın misafirleridir. O'ndan birşey isterlerse, onlara cevap verir. Af isterlerse, onları affeder." Bu hadis-i şerifte adeta önceki hadis-i şerifin tefsiri mahiyetindedir. Umreye yapan kişi burada dünya ve ahiret sermayesini kazanmak ve ahiretine en büyük yatırımı yapmak için gitmektedir. Ayrıca hadis-i şerifte beyan olunduğuna göre umre yapan kişilerin duasını Hz. Allah kabul etmektedir. Bu nedenle dünya ve dünya nimetleri için dua edilirse Allah onları veriri, af olunmak ve ahiret nimetleri için dua edilirse Allah bunu da verir. Yani umre kişinin dünyası ve ahireti için yapacağı, çoluk çocuğu için yapacağı, aile efradı, geçmişi ve kendinden sonra gelecek olan nesilleri için yapacağı en büyük bir yatırımdır. İşte böylesine büyük bir yatırımdan istifade etmek ve umreye gidince azla yetinmemek için kişinin neler isteyeceğini bilmesi, en güzel ve en menfaatli bir şekilde dua etmesi, duasının kabul edileceğini bilmesi gerekmektedir.



Böylesine büyük, böylesine azim, böylesine faydalı, sevabı çok fazla olan bir ibadet amellerin kat kat değer bulduğu, Cenab-ı hakkın bire birden bire yetmişe hatta kişinin ihlasına göre hudutsuz bir şekilde karşılık gördüğü, Müslümanların ayı olan Ramazan ayında yapılırsa elbette ecir ve mükafatı da çok daha fazla olacaktır. Bu hususla alakalı olan hadise ve hadis-i şerif şu şekildedir; ÜmmüMa’kılesahabi olan hanımlardandır. Bu hanım bir gün peygamberimize gelerek hac yapmak için hac ayında hazırlık yaptığını ancak devesinin kaybolması (başka bir rivayette kocasının hasta oluşu) nedeni ile hac vaktinde haccını yapamadığını anlattıktan sonra şimdi ne yapayım nasıl hareket edeyim diye sual sormuştur. Bunun üzerine peygamber efendimiz “Ramazanda umre yap hac karşılığı (sevabı ve derecesi) olur” buyurarak onu Ramazan umresine teşvik etmiştir. Aynı manayı ifade eden bir hadis-i şerif te şu şekildedir; “ Ramazan ayında yapılan umre Hacca denktir” ancak burada hemen şunu ifade etmek gerekir ki, kesinlikle Ramazan ayında yapılan umre ile kişi üzerine farz olan haccı eda etmiş olmaz. Yani bir kişi hacca gidemiyorum, sıram gelmiyor vs. sebeplerle Ramazan ayında umre yapıp sonra da ben ramazanda umre yaptım hac gibi sevabı olduğundan artık Hacca gitmeme gerek kalmadı diye düşünmemelidir. Burada yapılan ibadet yine umre ibadetidir ancak sevap ve derece bakımından başka zamanda yapılan umrede alınamayacak sevap alınır ki, bu sevap ta farz olan hac sevabıdır. Yoksa hacca olan mükellefiyet ortadan kalkmaz. Bu aynen şuna benzer; yukarıda da izah edildiği üzere ramazan ayında kılınan nafileye nasıl ki, farz sevabı verilip farza da 10 misli ile sevap yazılıyorsa bu umre de böyledir. Başka bir ifade ile ramazan ayında bir kişi örneğin kuşluk namazı veya öğle namazı vaktinde başka bir nafile kılıp farz sevabı aldım artık öğle namazı kılmasam da olur diye düşünmüyor, ondan farz sevabı ümit ederek farzını ayrıca yapıyorsa ramazan umresi de aynen bunun gibidir. Burada umrenin ramazan ayında olması, gündüzlerin oruçlu gecelerin teravih namazları ile bu mübarek yerlerde yapılması kişiye büyük derece ve mükafat kazandırmaktadır. nitekim peygamber efendimiz hadis-i şerifleri ile Mescid-i Nebevi de kılınan bir rekat namazın başka mescitlerde kılınan bin rekat namazdan, Harem-i Şerifte kılınan bir rekat namazın başka mescitlerde kılınan namazlardan yüz bin kat daha faziletli, sevap ve üstün olduğunu beyan etmişlerdir. İşte böyle makamlarda ramazan ayını umre ibadeti ile geçirmek kişiye çok büyük bir manevi derece kazandırmaktadır. Bu nedenle hali vakti müsait olanların mutlaka ama mutlaka ömürde bir defa da olsa ramazan umresi yapması ve amel hanesine bu azim ibadeti yazdırması çok büyük bir sermaye olacaktır.


 


Katılım
11 Haz 2020
Mesajlar
71
Tepkime puanı
81
Ramazan-ı şerifte yapılan her ibadete kat kat sevap verilir. Umre de bu ibadetlerden biridir. Ramazan-ı şerifte umre yapmanın haccetmek kadar sevap olduğu bildirilmiştir. Ancak bu; "Ramazan'da umre yapan hac ibadetini yerine getirmiş olur, bir daha haccetmesine gerek yoktur." demek değildir. Burada kastedilen sevap, fazilet bakımındandır. Umre gibi büyük bir ibadeti yerine getirirken, hem ihram yasaklarına uymak hem de orucun yasaklarına da uymak, yani orucu bozan şeylerden sakınmak, ellerini, gözlerini, midesini, dilini, zihnini, tüm bedenini haramdan koruyabilmek, dünyevi meşgalelerden tamamen uzaklaşıp sadece Allahü Teâlâ'yı hatırlamak ve zikretmek, kulluk şuurunu hiç unutmadan huzurla ibadet etmek… Ramazan ruhuyla umre ruhunu birlikte yaşayabilmek hiç kuşkusuz ki çok faziletli amellerden biridir. 11 ayın sultanı Ramazan-ı şerifte umreye gidenler Ramazan akşamlarında Teravih Namazlarını Kâbe-i Muazzama'nın etrafında kılma imkanına kavuşurlar. Bu çok büyük bir nimettir.
 
Katılım
12 Haz 2020
Mesajlar
45
Tepkime puanı
18
Ramazan’da yapılan umreye hadiste “hac sevabı” verileceği bildirilmiştir. Nitekim Ümmü Ma’kıl adında bir kadın Hz. Peygamber’e gelerek ben hac yapmak üzere hazırlık yapmıştım. Bana bir mâni arız oldu (kocası hasta olmuş veya devesini kaybetmişti) ne yapayım? demiş; Peygamber Efendimiz de (s.a.v); “Ramazan’da umre yap hac karşılığı (sevabı) olur” buyurmuşlardır. (Bkz. Muvatta, Hacc, 66.)
 
Katılım
21 Haz 2020
Mesajlar
20
Tepkime puanı
2
Ramazan-ı şerifte yapılan tüm iyi amellere kat kat sevap verileceği bildirilmiştir. Ramazan umresinin de çok faziletli olduğunda şüphe yoktur. Ancak umreyi şartlarına uygun olarak yerine getirmek önemlidir. Bunun için gitmeden önce umrenin nasıl yapıldığını iyice öğrenmelidir. Tavaf ve ihram umrenin farzıdır. Tıraş olmak ve sa’y ise umrenin vacipleridir. Tabii ki herkes, hangi mezhebe mensupsa, o mezhebin umreyle ilgili fıkhî hükümlerine uymalıdır.
 
Üst