ŞİRK NEDİR ŞİRKİN ÇEŞİTLERİ

ikra

Well-known member
Yönetici
Katılım
12 Eyl 2019
Mesajlar
86


ŞİRK NEDİR ŞİRKİN ÇEŞİTLERİ


Şirk, Hazreti Allah’a ortak olarak başka bir şeyi ilah kabul etmektir. Şirk kelimesi Arapça kökenli bir kelime olup “şirk” kelimesi kök bir kelimedir. Bu kelimeden türeyen ve şirk konusunda bilinmesi gereken diğer terimler anlamları ile birlikte şunlardır. Şirk; ortak koşmak (yani Allah’tan başka bir şeyde İlahlık vasıfları görmek, Allah’la birlikte o şeyi de Allah kabul etmek) şerik; ortak demektir. Yani örneğin Hıristiyanlar İsa Aleyhisselamı Allah’ın ortağı diğer ifadesi ile şerik’i kabul etmektedirler. Müşrik; şirk günahını işleyen kişiye verilen vasıftır. Örneğin Hazreti Peygamber efendimiz zamanındaki kafirlere müşrik denirdi. Çünkü putlara tapmakta idiler. Bu nedenle müşrik olarak vasıflandırılır.

Şirk günahı kişiyi dinden çıkaran ve Allah’ın en affetmediği günahlardandır. Aslında şirk için günah ifadesi hafiftir çünkü şirk kişiyi dinden çıkarmaktadır. Ancak şirkin tabi ki çeşitleri vardır. Bu nedenle günah kavramı içinde geçmektedir. Kişinin şirkin her çeşidinden uzak durması gerekir. Hazreti Allah Nisa suresi 48. Ayette mealen buyurmaktadır ki; “Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez. Ondan başkasını (diğer günahları) ise, dilediği kimseler için bağışlar ve mağfiret buyurur. Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur.” Ayeti kerimeden de anlaşılacağı üzere şirkte Hazreti Allah’a büyük bir iftira vardır ve hazreti Allah bunu asla kabul etmediği için böyle bir günahı da asla af etmemektedir. Bu nedenle kişinin şirke düşmekten kendini koruması çok mühimdir.

KİŞİNİN KENDİNİ ŞİRKİN HER ÇEŞİDİNDEN KORUMASI GEREKMEKTEDİR. PEKİ, ŞİRKİN ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Şirk günahının çeşitleri vardır. Ancak bu sınıflandırma farklı itibarlara göre değişmektedir. Öncelikle şunu bilmek gerekir ki, şirkin şirk adını Alması için ille de Allah’ı kabul edip yanına bir de başka yaratıcı veya ilahlık vasıflarına sahip başka birisini veya başka bir gücü koymak anlamında olmasına gerek yoktur. Yani Allah’ı kabul edip Allah’la birlikte Hıristiyanların yaptığı gibi örneğin İsa Aleyhisselama da ilahlık vasfı vermek, hem Allah’ı kabul edip hem de başkasını ona ortak Allah kabul etmek anlamında olduğu için şirk kelimesinin kökü ve anlamı ile de uyuştuğundan buna şirk dendiği gibi. Aynı zamanda Allah’ı bırakıp örneğin sadece putlara tapmaya da şirk denir. Birincide doğrudan Allah’a ilahlıkta başka bir şey ortak koşulmuş olur ve şirk olur. İkinci de ise Allah’a ait olan sıfatlar tamamen başkasına verilmiş olur ki, burada her ne kadar bu günaha düşen kişi doğrudan Allah’ı kabul etmese de gerçekte Allah’a ait olan sıfatları başka şeylere vermekle hakikatte onları Allah’a ortak koşmuş ve Allah’ı bırakıp sadece onlara yönelmiş olacağından buna da şirk denmektedir. İşte bu iki örnekte anlatılan şirke açık şirk denmektedir.
Bir de gizli gizli şirk vardır ki, bu da çok tehlikeli bir şirktir. Bu ise kalptedir ve bazen kişi böyle bir şirke düştüğünün farkında bile olmayabilmektedir. Bununla alakalı olarak mev’ıza kitaplarında ve itikat kitaplarında şu meşhur örnek verilmektedir. Örneğin bir kişi namaz kılarken fatiha suresini okuduğu esnada “iyya-ke na’büdü ve iyya-ke neste’ın” yani yalnız sena ibadet eder ve yalnız senden yardım isteriz. Burada arapça olarak kelimenin aslına baktığımızda (İYYA-KE) ifadesi vardır ve bu kelimenin sonunda arapça olarak kelimeye bitişit “hıtap kafı” olarak adlandırılan “KEF” harfi sadece muhataba yani kişinin kendisine hitabette bulunduğu, karşısındaki kişiye işaret etmektedir. Eğer burada bir kişi Hazreti Allah’ı değil de başka bir şeyi örneğin o esnada sevdiği bir kişiyi, annesini veya babasını düşünürse hıtabı bunlara yapmış olur ki, bu durumda mesela babasına “ancak sana ibadet eder ve senden yardım isteriz” demiş olur. İşte bunu söylediği esnada şirke düşmüş olur. Mev’ıza kitaplarında geçen bu konu tüm Müslümanlar için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Yani bu durumda çoğu kişi şirke düşmektedir. Peki, bu durumda bu günahtan nasıl kurtulmak ve ne yapmak gerekir.

İkinci olarak bahsedilen şirke gizli şirk denir ki, bu şirkten kurtulmanın yolu sağlam itikat ve ilim sahibi olmaktan geçmektedir. Yani öncelikle Cenabı Hak hakkında doğru itikadi bilgilere sahip olup bu itikat üzere olmak gerekir eğer böyle olursa bu durumda namaz konusunda yapılan hata sadece gafletten kaynaklı bir hata olur ama bu konuda itikadımız tam olmazsa veya eksik olursa bu durumda ise günaha düşmüş oluruz. Bunun için öncelikle Hazreti Allah’a olan marifet ve itikadımızı tamamlamamız gerekir. Şöyle ki, en azından bilmemiz gereken hususlar şunlardır.

Hazreti Allah’ın “sıfat-ı zatiyye” ve “sıfat-ı sübütiyye” olmak üzere iki türlü sıfatları vardır ve hazreti Allah bu sıfatlarında zatında olduğu gibi tekdir. Örnek olarak; sıfat-ı sübütiyyeden birisi “ilim” sıfatıdır. Yani Hazreti Allah her şeyi bilir. Ancak burada bizim itikat etmemiz gereken konu Cenab-ı AHkkın her sıfatta mükemmel olduğu yani ilim sıfatına kemal derecede sahip olduğudur. Hazreti Allah gizli, açık her şeyi bilir, Allah’ın bilgisi dışında hiçbir şey yoktur şeklindedir. İnsanlara da melekler de bilir ancak mahlukatın bilgisi kemal derece de değildir. Bizim bilgimiz sınırlıdır. Ancak Allah’ın bilgisi her şeyi kuşatır. İşte cenab-ı hakkın tüm sıfatlarına bu şekilde itikat etmek gerekir. Yani Allah sıfatlarında hem mükemmeldir hem de sıfatlarında da tekdir, yani kimse hiçbir sıfatında Allah’a aynen ortak değildir. Bu bağlamda sıfat-ı zatiyye ve sübütiyye şunlardır.

Sıfat-ı Zatiyye;
VÜCUT: Var olmak
KIDEM: evveli olmamak, ezeli olmak (Hazreti Allah’ın varlığının öncesi yoktur)
BEKA: sonu olmamak ebedi olmak (Hazreti Allah’ın ne zatına ne de sıfatlarından her hangi birine yokluk ve kaybolma gelmeyecektir)
VAHDANİYYET: bir olmak (Hazreti Allah zatında ve sıfatlarında tekdir)
MUHALEFETÜN LİL HAVADİS: Sonradan olan hiçbir şeye benzememek (Hazreti Allah her şeyi yaratandır ve yarattığı hiçbir şeyi ne zatında ne de sıfatlarında kendisine hiçbir şekilde benzemeyecek şekilde yaratmıştır. Bu nedenle hiçbir şey olan ortak olamaz)
KIYAM Bİ-NEFSİHİ: varlığında hiçbir şeye muhtaç olmamak (insanlar ve diğer mahlukat yaşamının devamı için mekan, hava, su, gıdalanmak ve daha pek çok şeye muhtaçtır ancak Hazreti Allah bunlardan hiç birine ve bilmediğimiz başka hiçbir şeye muhtaç değildir.)

Sıfat- Sübütiyye:
HAYAT: Hazreti Allah hayat sahibidir ve hayat verendir (Allah’tan başka hiçbir kimse başkasına hayat veremez, tüm canlılara ruh veren odur)
İLİM: her şeyi bilmesi (Hazreti Allah gizli aşikar, her şeyi hatta kalplerde gizli olan niyetleri bilir)
SEMİ’: işitmek (Hazreti Allah her şeyi işitir, kim nerede, ne şartlarda ne kadar gizli konulursa konuşsun hepsini işitir, onun işitmesi dışında olan hiçbir şey yoktur)
BASAR: görmek (hazreti Allah en korunaklı ve en görünmez zannedilen şeyleri kolayca görür)
KUDRET: gücü yetmek (hazreti Allah dilediği her şeyi yapmaya güç yetirendir ve bunda asla bir zorluk yoktur)
KELAM: Konuşmak (hazreti Allah insanlara ait olmayan sıfatlarla konuşur)
TEKVİN: yoktan var etmek, meydana getirmek, yaratmak (hazreti Allah hiçbir şeye muhtaç olmadan, hiçbir malzeme kullanmadan dilediği her şeyi yaratır)

Burada bu sıfatları anlattıktan sonra kısaca şunu ifade etmekte fayda var; Hazreti Allah’ın tüm bu sıfatları zatına mahsustur ve bu sıfatlarda mahlukata benzerlik göstermez. Örneğin görmek; biz insanlar görmek için mekana, ışığa, belli bir yakınlığa ihtiyaç duyar ve gözümüzle görürüz, bu görmek beyinde oluşur ve böylece görme meydana gelir. Ancak Hazreti Allah’ın görmesi için hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, onun görmesinin nasıl olduğu sadece zatınca malumdur ve biz onun nasıl olduğunu anlayamayız. Bu nedenle Allah’ın görmesi hakkında HAŞA göz vs. isnat etmek yanlış olur. Bu nedenle bu konuda biz mahlukata benzeme olmaksızın görmesi olduğuna inanırız.

Diğer önemli bir konu ise Allah’ın tekvin sıfatıdır. Bu sıfatta insanlar bazen cehaletle yaratmak kelimesini kullanmaktadır. Halbuki, yaratmak hiçbir şeye ihtiyaç duymadan sadece bir “ol” emri ile gerçekleşmektedir. Örneğin bir otomobil markasının “şu arabayı yarattık” demesi çok yanlıştır. Çünkü bunun için çeşitli araştırmalara, yorulmaya, denemelere, bir takım aletlere, fabrikaya vs. ihtiyacı vardır. Dolayısıyla bu firmanın yaptığı yaratma değil icat etmedir. Yani bir takım malzemelerden gerekli araştırmaları yaparak (yani bir takım şeylere ihtiyaç duyarak) yeni bir şey ortaya çıkarmaktır. Ancak hazreti Allah’ın yaratması böyle değildir. O sadece “ol” dediğinde 1 değil 100 dünya birden meydana getirebilir, 100 bin dünyayı kusursuz olarak meydana getirir. Gücünün ve yaratmasının sınırı yoktur bunun için hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.

İşte eğer bizler Hazreti Allah’ı en azından bu kadar tanıyıp itikat edersek şirkin her çeşidinden kendimizi koruruz. Bütün bu ilmimize rağmen de Cenab-ı hakkın bizi her türlü şirkten koruması için dua etmeliyiz.

Kaynak: https://www.sevgiforum.com/konular/sirk-nedir-sirkin-cesitleri.4/
 
Son düzenleme:
Üst